DJ'lik ve Medya İkilemi

7-Dec-2006

Medya'nın Seçimlerimiz Üzerindeki Etkisi ve DJ'lik ile Bağdaşan Sonuçları


Türkiye'de DJ  kelimesi pek çok ülkede ifade ettiği anlamdan farklı olarak müziği çalan kişi olarak biliniyor. Eğer DJ performansını bir mekanda gerçeklestiriyorsa profesyonel olarak nitelendiriliyor. Ne yazık ki gerçek durum hiç de böyle değil.

Ülkemizde müzikle ilgili diğer bir yanılgı alanı ise müziğin sınıflandırılması konusunda karşımıza çıkıyor. Örenk olarak Trance'ı alalım. Çogu kişi dinlediği parçada hafif bir ritm sezdiği anda o parçayı hemen "techno" olarak sınıflandırıyor. Örneğin bu tarz sınıflandırma yanılgısına düşen kişiler çalan bir trance parcasınının "uplifting"  ya da "progressive" olarak isimlendiremezler. Onlara göre yabancı ve ritmik parçaların hepsi technodur. Türkiye'de trance müzik dinleyen kitle azınlıkta olduğu için çoğu kişi Don Dale çaldığı zaman yerinden hopluyor ve "Hobaaa, parçaya bak!" diyor. Bunun en guzel örneklerine yaz mevsiminde güney sahillerinde bolca rastlamak mümkün. Bu durum böyle olunca o mekanlarda performans gösteren kişiler profesyonel olmasa bile kendilerini DJ olarak nitelendirmesiyle sonuçlanıyor.

Ek olarak, bir DJ çalıstığı mekanda dinleyicisinden pozitif tepkiler alıyorsa gerçek anlamda DJ olarak nitelendirilebilir. Yalnız, yukarıda da belirttiğim gibi Türkiye'de durum tamamen farklı. Trance çalan bir DJ "Bu çok techno çaliyor!" denilip iyi olmadığı iddiasıyla karşılasabilecegi gibi, ayni DJ Don Dale çaldigi zaman "Ooo, super DJ!" olarak nitelendirilebilir. Bu durumda soyle bir soru aklımıza geliyor: "Bir DJ'i çaldiği müzik türüne göre iyi ya da kötü olarak nitelendirebilir miyiz?" Türkiye'de bu soruya verilen cevap "Evet"tir; ve "House" ya da "Dance" calan DJ'ler iyi DJ olarak benimsenmişlerdir.

Bir DJ'in iyi olarak değerlendirilebilmesi için mutlaka kendine özgün bir tarza sahip olması gerekir. Örneğin, hem "Trance" hem "House" çalan bir DJ'in performansını gerçekleştirirken bu iki tarzi birbirine karıştırmaması gerekir. Daha net olarak açıklamamız gerekirse "4 Strings - Take me Away"in ardından "Don Omar - Don Dale" ile setine devam eden bir DJ'i bırakın iyi ya da kötü olarak sınıflandırmayı DJ olarak bile nitelendirmek mümkün değildir. Bunun yanı sıra, bir DJ, elinin altındaki mikserde sadece crossfader kullanıyorsa, elleriyle ter döküp performans sağlamıyorsa, bir parçanın bitimine iki saniye kala diğer parçaya geçiyorsa ve dahası, ne bir efekt ne de bir geçis stili gerçeklestiriyorsa o kadar aleti kullanmasına gerek yoktur. Zaten Winamp da bunları yapabiliyor.

Açıkçası, daha dinlediği müziğin gerçek anlamını ve içeriğini bilmeyen toplumumuza yukarıda bahsettiğim ayrıntıları anlatmamız zor. Rock veya Metal dinleyen bir çok insan bile dinlediği grubu ve dinlediği tarzı tam benimseyemezken, insanlarımızın Trance müziğin, hatta DJ kelimesinin ne anlama geldiğini anlamalarını beklemek mucize olur.

Bunların yanı sıra, eklemek istediğim diğer bir konu ise Türkiye'de medya'nın toplumumuzu müzik alanında yanlış yönlendirmesidir. Bugün, ülkemizde yabancı müzik yayını yapan kaç kanal var ki!  Dahası yabancı müzik yayını yapan kanallar elektronik müziğe yer vermiyor. Number ONE ve son zamanlarda uyduda karşımıza çıkan MTV Türkiye sayabileceğimiz birkaç kanaldan biri. MTV bugünkü popülerliğine ulaşmadan once "Vay!! Bu kanala erişimim olsa ne güzel klipler izlerim!" şeklinde bir izlenime sahiptim.   MTV'yi seyretme fırsatım olduktan sonra bu düşüncem tamamiyle değişti. Türkiye'de yayınlanan MTV kanalı elektronik müzik açısından tam bir fiyaskodur. MTV'nin elektronik müzik yayını yapan kanalları var ama sonuçta Türkiye'de bu kanallar yayınlanmıyor.

Sonuç nedir derseniz, şöyle özetleyebiliriz: Burada Türkiye'nin popüler kanallarından söz ediyoruz. Bu kanallar izleyiciye Armin van Buuren videolarını değil de Don Dale videolarını veya parçalarını sunuyorsa, seyirci kendilerine iletilen seçeneklerin en iyiler olduğuna inanıyor. Aslında "izleyiciler" ya da "seyirciler" tabirlerini kullanırken bizler gibi sadık elektronik müzik dinleyicilerini kastetmiyorum, konuya tamamen uzak kişileri kast ediyorum. Toplumumuz radyo veya TV yayınlarının genel eğilimine kapılıyor. Medya tarafsız yayın yapmıyor. Aslında, Don Dale çalınıyorsa, aynı ağırlıkta trance klipler de yayınlanmalı ki konuya uzak dinleyiciler elektronik müzik hakkında kararlarını kendileri verebilsin.

Bu konuda başarılı bulduğum tek kanal TMF dir. Bu kanal kesinlikle çok geniş bir bakış açısı ile yayın yapıyor. Trance mi? Kralina kadar var. R&B mi? O da sonuna kadar var. Kısacası, her tarz kitleye sunuluyor. Bu çok önemli bir nokta. Kitle her tarzı dinleyebilme olanağına sahip olmalı ki kendine en uygun seçimi yapabilsin. Medya, değişik tarzları dinleme imkanı olmayan kişilere en iyisi R&B mesajını gönderirse bu kitle de Don Dale çalan DJ'I popüler yapar!

Yazımı başımdan geçen bir olayla noktalamak istiyorum. Geçen yaz, Marmaris'de severek gittigim bir klupte çalan arkadaşa gece sonunda şöyle bir soru sordum: "Neden Trance parçalar çalınmıyor bu mekanda?" Şöyle bir cevap aldım: "Bu klupte Trance çalmayı da denedim çoğu zaman, ama mekan sahibi bakkal tarzı çalmamızı istiyor. Kitle Trance'den sıkılıyor. Sonuçta işimi elimde tutabilmek için benden talep edilen tarzı çalmak zorundayım.Yoksa ben de bayılımıyorum bunları çalmaya.Trance çalındığında mekan dolmuyor ama bakkal tarzı mekanı dolduruyor işte!" Böylece medya’nın bir sonucu olarak kitle de mekan işletmecileri de DJ'leri yönlendiriyor. Durum kötü.

Halil İslam

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Son Paylaşımlar

December 7, 2006

November 12, 2006

Please reload

Arşiv
Please reload

© 2017 by DBS Entertainment Group

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Google+ Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Pinterest Social Icon
  • Instagram Social Icon